geleceği tasarlarken kadim hikayelere göz atalım

Masallar efsaneler, çok eski hikayeleri okurken bir yandan da o zamanlardaki gibi özgün yeni bir hikayenin neden gelmediğini düşünür müsünüz..

El yazısı ile yazı yazmayı bırakmış, kitap okumayan, hayal kurmayan, daha az kelime hazinesi ile konuşan, bugün her türlü araştırma yapmayı kolaylaştıran teknolojik seçenekleri kullanan ama kendi aklı fikriyle, bilinçli düşünmeyi ihmal eden bugünün insanlarına dijital cihazlardaki görsel ya da işitsel zenginliklerin, izlenen filmlerin, oyunların beynin düşünme, yazma ya da yaratıcılık yeteneğine, insanın ‘düşünce’ sürecine bir faydası olmaması (ve belki de bu yetiden uzaklaştırması) nedeni ile de önümüzde uğraşmamız gereken yeni bir konu var.. düşünme alışkanlığımızı ve yaratıcılık yeteneğimizi yeniden canlandırmak.

Bireyin sevgi, barış, bilgelik, birlik, yaratıcılık potansiyelini açığa çıkartan daha derin anlam arayışını, daha yüzeyden daha derine ve daha bireyselden daha kolektif bilince geçişini, sıradanlığın muhteşemliğini görebilmeyi bize hep bu kadim bilgilerle dolu eski hikayeler öğretiyor.

Bilen olmaktan öğrenen olmaya, maddeden manaya geçmeyi, görünmeyeni görünür hale getiren zekayı bencillikten kurtarmayı ve insan yararına kullanmayı, her birimizin damla olduğunu anlamayı ve nihayetinde içe yolculuğu deneyimlemeyi anlatan hikayeler, iyiyle kötü ayrımını yapabilen insanın düşünebilen, duygularıyla bağlantısını hiç koparmamış en iyi versiyonunu geleceğe taşımamız gerektiğini hatırlatıyor.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir