Koçluk yaparken farkettiklerim ..

Mindfulness koçluğunda saatlerimi artırarak ilerlemek için bir süredir pratik yapıyorum. Kendimiz için elbette bir takım notlar alıyoruz ama hepimizi ilgilendirebileceğini düşündüklerimi de paylaşmanın faydalı olacağını düşünüyorum.

Koçluk almaya gelen kişinin keskin hatlarla belirlenmiş hedefi olması, koçun işini kolaylaştırıyor gibi görünse de asla değil.. bu dönem, kurumsal işlerden bireysel çalışma hayatına geçiş yapmak isteyen çok malum..bahsetmek istediğim hedefin gerçekçi olup olmaması da değil üstelik, sadece bilgi ve tekniğe o kadar ağırlık verilmiş ve yoğunlaşılmış ki, sunulan sayısız eğitim seçeneğini durmaksızın değerlendiriyorlar, hayata geçirmekte cesaret ve motivasyon ihtiyaçlarının olduğunu da anladıkları halde nasıl karşılanacağına dair cevabı bulamıyorlar.. .ve sürekli erteliyorlar..

Benim baktığım yerden görünen;  sıralamadaki bir yanlış ..olmak istedikleri kişinin’ ya da kariyerlerinde varmak istedikleri yerin kılığına bürünmeyi, işi sevmeyi, ruhunu anlamayı, kavramayı neredeyse tüm planın en sonuna atmaları.

Kurumsal hayatta kullandıkları analitik zihini terk etmeden, bambaşka bir alanda, kalbi, sezgileri, yaratıcılığı devreye sokmadan, o heyecanı, yepyeni gözlerle yaşamadan..

kalp aynanı cilalamadan nasıl ?

sezgi

Zihin, düşünme eyleminde olan beyindir.

Düşünce, insanın zihninde başlar ama yoluna kalple devam eder ve kalbi umut, iyilik, coşku, sevgi ve güven veren duygularla doldurursa, sezgidir.

Bir düşüncenin kalpte bir karşılığı var ise, zihin düşüncelerden temizlenir, zihnin sorusuna kalpten cevap gelir, kalp konuşunca, diğer her şey susar..kalbin aklı öyle müthiş bir zekadır ki, sizi zihinde çözüm bulamamış konu ile ilgili harekete geçmeye ikna eder, bilinmeyeni ifşa eder ve hayatınızda yeniliğe, gelişime sebep olur.

Hiç bilmediğiniz bir yeteneğinizi keşfedebilirsiniz, bilmediğiniz bir konu sizi birden bire cezbedebilir, ya da hep çalıştığınız alanda görülmemiş yeni bir ürün tasarlayabilirsiniz, yıllarca düşünüp biriktirip beklettiğiniz hayalinizdeki kitabı bir anda çıkarabilir, yazabilirsiniz; bilim ve sanatta farklı olanı ortaya çıkartmanız, özdeki yeteneği, yani yaratıcılığınızı gösterebilmeniz için rehberiniz, sezgidir.

Ruh bütün demektir. Beden ve zihin onun parçalarıdır, parça bütünle birleşmek ister, öyleyse kendimizi bütünden ayrı görmek niye?

 

bağlantıda olmayı unuttuk

Etimoloji her alanda başvurulacak bir kaynak.

Kelimelerin kökeninde çok büyük sırlar gizli. Örneğin insan kelimesi unutan demekmiş. Gerçekten de insanın doğduktan ölene kadar bu alemin anlamını keşif serüveninde aslında bildiklerini hatırlayan bir hali vardır.. kadim bilgiler bize bir yerlerden tanıdık gelir.

Diğer bir örnek religion kelimesinin Latince köküne inildiğinde anlamının re-ligio yani yeniden bağlanmak olduğunu görüyoruz. Okumaya devam et “bağlantıda olmayı unuttuk”

Hedeflere ulaşmak bir hayal mi? hayal kurmayı biliyor muyuz?

Artık çoğu kimsenin hayal kurmadığını düşünüyorum. İletişim ve medya dünyası bizi birbirinden muhteşem filmlere, görsellere boğmuş durumda olsa da..gelecek planlarken zihninizde dolaşanlar tamamiyle size ait olmalı.

2000lerin başlarında bir film vardı..Secret.

Bana göre çok hatalı bir anlatım olmuştu orda. ya da seyirci yanlış anlamış ve hayal kırıklığına uğramıştı. . ‘çok istersem olur’ diyerek hayalini kurdukları evi arabayı kağıtlara çizip, olacakları bekleyenlere rastlamıştık o zamanlar.. sonrasında ise bütün bunların zırvalık olduğu kanaatine varılarak bu tarz düşünceler toptan çöpe atılmıştı.

Özellikle şifa arayışında olan insanlar için büyük yıkım doğrusu..

Nörobilimciler son yıllarda, meditasyon yapan beyinlere tarama yapıyorlar ve bu insanların herhangi birimizden farklı olmadığını, yaşayış tarzları, ya da beslenme tiplerinin sıradan insanlar gibi olduğunu vurgulayarak bazı sonuçlar elde ediyorlar. Bilim insanları birlik bilincinin farkına varan herkes için umut ışığı yakmıştır..yeter ki bedenimizdeki mucizeleri keşfedelim.

Yeni çağa yeni bilinç..

Yeni çağ.. dijital ya da post modern dediğimiz..insanı hakikatinden, beden-ruh-zihin bağlantısından uzaklaştıran, binbir çeşit oyuncaklarla dolu bir zaman.

Ama ne oldu ise, teknoloji ilerledikçe, bilim insanları binlerce yıl önce mistiklerin söylediklerini ispatlamaya, teyid etmeye başladılar, bedendeki en küçük hücrenin bütün bedenin bilgisine sahip olduğunun ortaya çıkışı, beynimizin çalışma prensiplerinin irdelenip meditasyn yapanların beyin fonksiyonlarının analiz edilmesi, nerdeyse herkesin alfa, beta dalgalardan bahsetmeye başlaması, hepsi ve dahası bu çağda, şimdilerde oldu.

Bilincimiz yükseliyor. Unutmayalım, bilincimiz hayatımızı belirler.