geleceği tasarlarken kadim hikayelere göz atalım

Masallar efsaneler, çok eski hikayeleri okurken bir yandan da o zamanlardaki gibi özgün yeni bir hikayenin neden gelmediğini düşünür müsünüz..

El yazısı ile yazı yazmayı bırakmış, kitap okumayan, hayal kurmayan, daha az kelime hazinesi ile konuşan, bugün her türlü araştırma yapmayı kolaylaştıran teknolojik seçenekleri kullanan ama kendi aklı fikriyle, bilinçli düşünmeyi ihmal eden bugünün insanlarına dijital cihazlardaki görsel ya da işitsel zenginliklerin, izlenen filmlerin, oyunların beynin düşünme, yazma ya da yaratıcılık yeteneğine, insanın ‘düşünce’ sürecine bir faydası olmaması (ve belki de bu yetiden uzaklaştırması) nedeni ile de önümüzde uğraşmamız gereken yeni bir konu var.. düşünme alışkanlığımızı ve yaratıcılık yeteneğimizi yeniden canlandırmak.

Bireyin sevgi, barış, bilgelik, birlik, yaratıcılık potansiyelini açığa çıkartan daha derin anlam arayışını, daha yüzeyden daha derine ve daha bireyselden daha kolektif bilince geçişini, sıradanlığın muhteşemliğini görebilmeyi bize hep bu kadim bilgilerle dolu eski hikayeler öğretiyor.

Bilen olmaktan öğrenen olmaya, maddeden manaya geçmeyi, görünmeyeni görünür hale getiren zekayı bencillikten kurtarmayı ve insan yararına kullanmayı, her birimizin damla olduğunu anlamayı ve nihayetinde içe yolculuğu deneyimlemeyi anlatan hikayeler, iyiyle kötü ayrımını yapabilen insanın düşünebilen, duygularıyla bağlantısını hiç koparmamış en iyi versiyonunu geleceğe taşımamız gerektiğini hatırlatıyor.

bağlantıda olmayı unuttuk

Etimoloji her alanda başvurulacak bir kaynak.

Kelimelerin kökeninde çok büyük sırlar gizli. Örneğin insan kelimesi unutan demekmiş. Gerçekten de insanın doğduktan ölene kadar bu alemin anlamını keşif serüveninde aslında bildiklerini hatırlayan bir hali vardır.. kadim bilgiler bize bir yerlerden tanıdık gelir.

Diğer bir örnek religion kelimesinin Latince köküne inildiğinde anlamının re-ligio yani yeniden bağlanmak olduğunu görüyoruz. Okumaya devam et “bağlantıda olmayı unuttuk”

etki tepki yasasını aşabilmek

Bilim insanlarının mistik taraftan bakabilenlerine hayranım, belki de iki ayrı taraf olmadığını yalnız bir hakikatın olduğunun ortaya çıkmasına hizmet ettikleri için.

Eğer bir atomun %99.99999’u enerji ve %0.00001’i fiziksel madde ise, o zaman ben bir şeyden çok, bir hiçim diyen nörobilimci Dr. Joe Dispenza, tasavvuf ilminde, Uzakdoğu felsefelerinde yer alan binlerce yıllık söylemi teyid edercesine, insan bedeninin aslında fiziksel dünyanın tanımladığının çok daha fazlası olduğu halde, mevcut gerçekliğini duyuları aracılığı ile algıladığı şeylerle tanımlamasının yaşanan en büyük kısıtlanma olarak açıklamaktadır. Okumaya devam et “etki tepki yasasını aşabilmek”

işyerindeki en büyük sorun..insanlar mı ?

Çeşitli meslek gruplarından çalışanlardan oluşan bir toplulukta bütünsel bakış açışı ile iş yaşamlarındaki zorlukları, sorunları paylaştık. Ruhsal zekanın bu sıkıntıları aşabilmemizde nasıl yardımcı olabileceğini konuştuk.

Sizin için iş hayatınızdaki en büyük sorun nedir? soruma topluluktan gelen cevap “insanlar” oldu.

Sosyal medyada sıkça paylaşılan, kendilerine iş arayan gençlere işin iyisinden ziyade patronun iyisini tercih etmelerini öğütleyen bir sözün binlerce beğeni ve destekleyici yorum alması hiç de tesadüf değil, üstelik işyerindeki zor insanlar kapsamı patronlarla da sınırlı değil, işe yeni başlamış gençlerden de o kadar şikayet ediliyor ki.. Başka bir grupta da muhtemelen başka genellemelerle her profilden, her yaştan, her statüden çalışanla ilgili yakınmalar duyabilirim. Okumaya devam et “işyerindeki en büyük sorun..insanlar mı ?”

farkındalık sonrası hayat

A-ha anı olarak da bilinen bilincimizdeki hareketlenmeden söz ediyorum; farkındalık. Bu anın büyüsünü yaşayan bilir, çok kıymetlidir ama bu bilinci uzun süre hayatımızda tutmak gayret, çalışma, çaba ister.

Farkındalık anı gelip geçen bir deneyim değildir, değiştirici, dönüştürücü etkisi vardır. Bir kez bilincinizde bir “kıpırdanma” olduğunda, artık ondan önceki zihninizi, düşünme tarzınızı hatırlamazsınız bile, duyularınız olayları, kişileri bugüne kadar olduğundan farklı şekilde algılamaktadır, bakış açınız değişmiştir, çevreniz, dünyanız da buna ayak uydurur. Okumaya devam et “farkındalık sonrası hayat”

bana ne faydası var ?

Açmayı planladığım Spiritüel Zeka: Kalbi Uyandırmak başlıklı eğitim ile ilgili bana en çok şu soru soruldu.. “bana ne faydası var?”..

SQ,spiritüel zeka IQ ve EQ’dan sonra, üzerinde son yıllarda daha çok konuşulan bir kavram, aslında çok da karmaşık değil, bu zeka potansiyel olarak hepimizin özünde var.. Okumaya devam et “bana ne faydası var ?”

Bir olmak, birlik olmak

Birbirimize görünmez bağlarla bağlıyız.

Ağaçların köklerine dikkat ederseniz, toprağın altında birbirine dolaşmış, karışmış halde olduğunu görürsünüz,  toprağın üstünde ise ağaçların her biri diğerinden ayrı durur. Tıpkı bugünkü sosyal medya teknolojisi ile birbirini hiç tanımayan bizlerin birbirimizin hayatına girmemiz gibi.

Okumaya devam et “Bir olmak, birlik olmak”

Hedeflere ulaşmak bir hayal mi? hayal kurmayı biliyor muyuz?

Artık çoğu kimsenin hayal kurmadığını düşünüyorum. İletişim ve medya dünyası bizi birbirinden muhteşem filmlere, görsellere boğmuş durumda olsa da..gelecek planlarken zihninizde dolaşanlar tamamiyle size ait olmalı.

2000lerin başlarında bir film vardı..Secret.

Bana göre çok hatalı bir anlatım olmuştu orda. ya da seyirci yanlış anlamış ve hayal kırıklığına uğramıştı. . ‘çok istersem olur’ diyerek hayalini kurdukları evi arabayı kağıtlara çizip, olacakları bekleyenlere rastlamıştık o zamanlar.. sonrasında ise bütün bunların zırvalık olduğu kanaatine varılarak bu tarz düşünceler toptan çöpe atılmıştı.

Özellikle şifa arayışında olan insanlar için büyük yıkım doğrusu..

Nörobilimciler son yıllarda, meditasyon yapan beyinlere tarama yapıyorlar ve bu insanların herhangi birimizden farklı olmadığını, yaşayış tarzları, ya da beslenme tiplerinin sıradan insanlar gibi olduğunu vurgulayarak bazı sonuçlar elde ediyorlar. Bilim insanları birlik bilincinin farkına varan herkes için umut ışığı yakmıştır..yeter ki bedenimizdeki mucizeleri keşfedelim.

Yeni çağa yeni bilinç..

Yeni çağ.. dijital ya da post modern dediğimiz..insanı hakikatinden, beden-ruh-zihin bağlantısından uzaklaştıran, binbir çeşit oyuncaklarla dolu bir zaman.

Ama ne oldu ise, teknoloji ilerledikçe, bilim insanları binlerce yıl önce mistiklerin söylediklerini ispatlamaya, teyid etmeye başladılar, bedendeki en küçük hücrenin bütün bedenin bilgisine sahip olduğunun ortaya çıkışı, beynimizin çalışma prensiplerinin irdelenip meditasyn yapanların beyin fonksiyonlarının analiz edilmesi, nerdeyse herkesin alfa, beta dalgalardan bahsetmeye başlaması, hepsi ve dahası bu çağda, şimdilerde oldu.

Bilincimiz yükseliyor. Unutmayalım, bilincimiz hayatımızı belirler.