sezgi

Zihin, düşünme eyleminde olan beyindir.

Düşünce, insanın zihninde başlar ama yoluna kalple devam eder ve kalbi umut, iyilik, coşku, sevgi ve güven veren duygularla doldurursa, sezgidir.

Bir düşüncenin kalpte bir karşılığı var ise, zihin düşüncelerden temizlenir, zihnin sorusuna kalpten cevap gelir, kalp konuşunca, diğer her şey susar..kalbin aklı öyle müthiş bir zekadır ki, sizi zihinde çözüm bulamamış konu ile ilgili harekete geçmeye ikna eder, bilinmeyeni ifşa eder ve hayatınızda yeniliğe, gelişime sebep olur.

Hiç bilmediğiniz bir yeteneğinizi keşfedebilirsiniz, bilmediğiniz bir konu sizi birden bire cezbedebilir, ya da hep çalıştığınız alanda görülmemiş yeni bir ürün tasarlayabilirsiniz, yıllarca düşünüp biriktirip beklettiğiniz hayalinizdeki kitabı bir anda çıkarabilir, yazabilirsiniz; bilim ve sanatta farklı olanı ortaya çıkartmanız, özdeki yeteneği, yani yaratıcılığınızı gösterebilmeniz için rehberiniz, sezgidir.

Ruh bütün demektir. Beden ve zihin onun parçalarıdır, parça bütünle birleşmek ister, öyleyse kendimizi bütünden ayrı görmek niye?

 

bağlantıda olmayı unuttuk

Etimoloji her alanda başvurulacak bir kaynak.

Kelimelerin kökeninde çok büyük sırlar gizli. Örneğin insan kelimesi unutan demekmiş. Gerçekten de insanın doğduktan ölene kadar bu alemin anlamını keşif serüveninde aslında bildiklerini hatırlayan bir hali vardır.. kadim bilgiler bize bir yerlerden tanıdık gelir.

Diğer bir örnek religion kelimesinin Latince köküne inildiğinde anlamının re-ligio yani yeniden bağlanmak olduğunu görüyoruz. Okumaya devam et “bağlantıda olmayı unuttuk”

etki tepki yasasını aşabilmek

Bilim insanlarının mistik taraftan bakabilenlerine hayranım, belki de iki ayrı taraf olmadığını yalnız bir hakikatın olduğunun ortaya çıkmasına hizmet ettikleri için.

Eğer bir atomun %99.99999’u enerji ve %0.00001’i fiziksel madde ise, o zaman ben bir şeyden çok, bir hiçim diyen nörobilimci Dr. Joe Dispenza, tasavvuf ilminde, Uzakdoğu felsefelerinde yer alan binlerce yıllık söylemi teyid edercesine, insan bedeninin aslında fiziksel dünyanın tanımladığının çok daha fazlası olduğu halde, mevcut gerçekliğini duyuları aracılığı ile algıladığı şeylerle tanımlamasının yaşanan en büyük kısıtlanma olarak açıklamaktadır. Okumaya devam et “etki tepki yasasını aşabilmek”